Dövüş sanatları ve gerilla pazarlama

In order to promote the Martial Arts Week by the National Geographic Channel (NGC) – a series of documentaries about the surprising Martial Arts – a press kit constituted by a brick, a black belt and a leaflet was sent to the press and media buyers with information about the series and the programme schedule. The press kit defies whoever opens it to try and break the brick, making that person feel like a true Martial Art Master.
For the final consumer several Street Campaigns were made:
1- Promoters were placed n strategic spots in the city of Lisbon. Each team of promoters was constituted by two fighters who trained with each other and by a third who distributed the flyers explaining the reason for that make-believe combat.
The flyers also directed the people for the on-line quiz made by the Martial Arts Week sponsor Wilkinson brand.
2-About 150 black belts and flyers were placed in different supports throughout the city of Lisbon.

Torke ajansından Hugo ne zaman bana bir e-posta gönderse, ardından ilginç bir gerilla çıkacağı için heyecan duyuyorum. Bu sefer gelen e-postadan da yine ilginç bir gerilla çıktı!

Portekiz’de National Geographic kanalı, dövüş sanatları haftasıyla ilgili programı için, gerilla pazarlama tarzında bir tanıtım aktivitesinde bulunmuş. Tanıtım çalışması üç yönlü olarak yapılmış. Çalışmalardan birinde, Lizbon sokaklarında çeşitli bölgelere 150 tane kara kuşak bağlanmış. Bunlar ağaç ve direklere bağlanmış. Bu kuşakların içine de broşürler bırakılmış. Oldukça ilgi çekici bir tanıtım bu kara kuşaklı tanıtım!

İkinci sokak çalışması ise biraz daha hareketli olmuş. Dövüş sanatları haftasınının tanıtımını elbiselerinde taşıyan, dövüşçüler, Lizbon sokaklarında küçük dövüş gösterileri yapmışlar. İki kişi gösteriyi yaparken 3. kişi de dövüş hakkında çevredekilere bilgi vermiş ve broşür dağıtmış. Dağıttıkları el broşürlerinde programın sponsoru olan Wilkinson’un çalışma ile ilgili sitesine yönlendirme de mevcut. Böylece çok yönlü bir çalışma yapmışlar. 

Son ve önemli çalışma ise basına gönderilen basın kitleri. Bu kitlerde, bir karakuşak, bir tuğla ve program içeriğinin bulunduğu bir broşür varmış. Bu da oldukça ilgi çekici bir paket! 

Gerçekten de çok yönlü bir tanıtım olmuş. İşi yapan ajansın, yine Marketing Post’ta yayınlanmış benzer çalışmaları da mevcut. Bu ajans gerilla pazarlama alanında güzel işler çıkarıyor. Gerilla pazarlama,  yapılan işin çok hızlı bir şekilde bloglar arasında da yayılmasına ve böylece sokak haricinde de büyük bir tanıtım kampanyasına dönüşmesine de yol açıyor. Benim en etkili bulduğum özelliği de bu. Blogdan bloga pazarlama diyorum buna. Bunu genellikle daha basit bir şekilde yapıyorlar ama bu ajans gerilla pazarlama alanında daha elle tutulur şeyler yapıyor. Muhtemelen bu tanıtım sayesinde National Geographic büyük ilgi çekecek. Bu tarz çalışmalar bir gün ülkemize de gelir mi? Bizim halkımız gerilla pazarlama çalışmalarını kaldırabilecek durumda mıdır? İşte bunlarda tartışılır şimdilik ama bir gün bizim ülkemizde de benzer örneklerini görmeye başlayacağımızı düşünüyorum. ... (Thanks Hogo)

Creative Director: André Rabanea | Art director: João Pereira
Copywriter: Gustavo Blanco         | Ajans : Torke Stunt – Lisbon

Yorumlar / Comments (0)

Bayrama özel karnaval

Yorumlar / Comments (0)

Mac’ten Pc’ye Giselle Bündchen atağı!

"Hi! I’m Mac home movie" – Giselle Bündchen | "I’m a Mac" Campaign for a pretty film emoticon
Watch movie: (High Resolution) or (YouTube)

Bir süredir devam eden Mac reklamlarında pc ve mac arasındaki farkları seyrediyorduk. Bu sefer reklama ünlü brezilyalı top model Giselle Bündchen’de katıldı. Basit, eğlenceli ve güzel bir reklam olmuş.

Reklam filmini yüksek çözünürlükte veya Youtube‘dan seyredebilirsiniz. Bakalım Windows ve Pc ile dalga geçen bu reklam serisi nereye doğru gidecek!

Ajans : TBWAChiatDay 

via

Yorumlar / Comments (0)

Büyük balık (iş fikri) yakalamanın yolu!

1994 yılında bilgisayar kursuna gitmiş ve Basic programlama dilini basitçe öğrenmiştim. Burada en çok ilgimi çeken bu programlama dilinin içinde geçen "Go to" ve "İf" komutları olmuştu. Bu komutlar sonucu programlama şemasında bir anda programın mantığını hareket ettirmeye başlıyordunuz. Sanki bu komutlarda bir sihir vardı. "Git" ve "Eğer" komutları bilgisayar programını yürütüyordu adeta. Bilgisayar kulunuz ve köleni haline geliyordu. Başka komutlarda vardı ama bu iki komut çok büyük işler yapıyordu. Şu tarzda birşeylerdi. (Tam hatırlamıyorum kodları ama şu mantıklaydı)

10 git(goto) 20

20 Start (Başla)

30 input "İsim"

40 input yazılırsa git 50 eğer yazılmaz ise git 20

50 input "soyisim" git 60 eğer yazılmaz ise git 50

60 göster "isim" "Soyisim"

70 git 10 

Programlama bu mantıkla ilerliyordu. Bu şema bana hayatında benzer bir döngü izlediğini, git ve eğer  komutlarının hayatımıza yön verdiğini ve kader dediğimiz şeyin ilerlediğini bazen eğer değerinin gerçekleşmemesi yüzünden tekrar kodlamanın bir yerine döndüğümüzü ve hayatımızın çıkılamaz bir noktaya girip bizi bunaltığını fark etmiştim  ama gerekli unsuru sağladığımızda, döngü ilerliyordu. Bu da nerden geldi aklına geldi diyeceksiniz? Nereden mi geldi. Aslında aklımdaydı ama bir yazı aklımdaki önceliğini daha erkene taşıdı.

Zeynep Özata, benim daha önceden değindiğim "Niş pazarlama, internet ve büyük fikirler" başlıklı konuya, geniş bir pencereden bakmış ve ayrıntılı bir yazı yazmış. Zeynep, "Büyük iş fikirleri bunlara hazır olan kafalar için vardır" demiş ve iş fikri bulmanın aşamalarını anlatmış. Ben, Zeynep’in anlattıklarını kafamdaki süzgeçten geçirip, bir şema haline getirdim. Tabi şemaya birşeyler daha ekledim. Ortaya çıkanı  burada paylaşmak istiyorum. İşte bu şemayı hazırlarken aklıma o basit Basic kodları geldi ve ona uyarlayarak bu iş fikri şemasını yazdım. Şimdi bu iş fikri şemasını okumadan önce benim önceden yazdığım yazıyı ve sonra da Zeynep’in yazısını okumanız gerekiyor. Sonra bu yazıyı okumaya devam edebilrsiniz.

Yani basic dilinde anlatırsak:

1- "Niş pazarlama, internet ve büyük fikirler" oku

2- " Büyük iş fikirleri bunlara hazır olan kafalar için vardır" oku

(Eğer 1 veya 2’yi okumadıysan bu yazı senin için istediğin kadar yararlı olmayabilir. Okumadıysan 1’e git, yazıları okuduysan 3’e git. Bir de blog yazarını dinlemeyip üsteki yazıları okumadan bu yazının tamamını okumaya çalışmak var ki ona da eyvallah derim emoticon

3-  Bu  yazıyı okumaya devam et.

Büyük iş fikri bulma şeması

1- Problem veya fırsatları gör (Gözlem)
2- Çözüm önerisi getir (fikir üret)
3- Mevcut açığı kapat veya mevcut bir açık daha yarat ( Eğer yeni bir açık yaratırsan 1. maddeye git)
4- Sezgi+hayal gücü+yaratıcı zeka
5- (Şans+Tesadüf)=Uygun zaman, uygun yer, uygun kişiler, uygun iş
6- Fırsat (Eğer fırsatı görecek donanımın(kafan) yoksa 1. maddeye dönersin varsa 7. maddeye gidersin)
7- İş fikri ( Fikrin başarılı olursa 8, olmaz ise 1’e git)
8- Başarılı iş fikri
9- Başarılı iş fikrin büyük bir şirket tarafından keşfedilir ( Eğer iş fikrinin senin tekelinde kalması için direneceksen, 10’a direnmeyip iş fikrini satacaksan 1’e git)
10- Başarılı iş fikrini durmadan geliştir ve yeni iş fikirleriyle besle ve eninde sonunda elinden çıkar!

Aslında internetteki en önemli fikirler kendi pazarlarını yaratan fikirler. Yani mevcut pazardan ekmek çıkarmak yerine kendi pazarını yaratan işler başarılı oluyor. Flick e-mail sistemi olsaydı e-mail pazarında başarı kazanması zor olacaktı. Ama Flickr kendi pazarını yarattı bu avantaj yüzünden çok başarılı oldu. Kendi pazarını oluşturan iş fikirleri 10-0 avantajlı başlıyor maça. Youtube’ta aynıydı. Rakip yok, sonradan geliyorlar. Ve çoğalmaya başladığında iş fikrini, iş fikrini bulan elinden çıkarıyor. Hotmail, yahoo, flickr, youtube satıldı ve ilk yaratıcılaında değil şu anda. O yüzden ben iş fikrini bir süre sonra elden çıkarmayı yararlı buluyorum. İnternet çok hızlı gelişiyor ve belli bir süre sonra iş fikriniz sizden çok çok emek isteyebilir. Bu aşamada iş fikrini bırakmanız ve madde 1’e dönmeniz yararlı görünüyor.

İnternet, tv, radyo hep bir iletişim kanalı.  Vizontele filminde Televizyon ile ilgili bir replik ilgi çekicidir. "Peki Zeki Müren’de bizi görecek mi?" İnterneti diğerlerinden ayıran en önemli şey bu!

Artık ekranın diğer tarafı ile iletişim halindesiniz. Hatta ekranın arkasında kimse olmasa bile, ekranın arka planındaki yazılımla iletişim halindesiniz. Artık monolog bitti. Şimdi diyalog zamanı. İş fikirleri bu diyalog üzerine kurulu oluyor genellikle. Kullanıcıların diyaloğa giremedikleri, katılamadıkları, üretemedikleri iş fikirleri sönük kalıyor. O yüzden internete televizyon ve radyo gibi yaklaşmamak lazım. Bu çok açılımlı  kanallar topluluğu. Gelen ve giden veriler var. Tek değil, çift hiç değil, çok taraflı bir çeşit ağdan ve bu ağın içindeki kanallardan bahsediyoruz.

Gelelim Zeynep’in başlığına. "Büyük fikirler, bunlara hazır olanlar için vardır". Hazırlık aşaması nasıl olacaktır?  Kafamız nasıl bunları algılamaya hazır hale gelecektir? Anlattığı şey, büyük iş fikirlerindeki potansiyeli her şeyiniz olsa bile kaçırabiliceğinizdir. Gözünüzden kaçabilir. Yakalama evresi aslında fikri algılayabilme becerisini kazanmaktan geçiyor gibi görünüyor. Yani şemamıza göre 6. madde takılıp kalınabileceğini söylüyor Zeynep. Görebililir ama algılayamayabilirsiniz. Algılama becerisini geliştirmek gerekiyor. Algılamak için ne gerekiyor? Hazır olmak gerekiyor.

Bu sorunun cevabını düşünmek gerekiyor biraz. Büyük fikre kafanız nasıl hazır olacaktır? Büyük balığı yakalamanın bu ince detayını nasıl bulmalı? Çalışmak gerekiyor en azından. Buna çalışmakla başlanabilir.

Eğer yakalayabilirseniz büyük iş fikrinin sahibi olacaksınız, yakalayamazsanız başa geri döneceksiniz. 

Bu konu, ilerleyen günlerde tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Aklıma yeni şeyler geldikçe yazmaya devam edeceğim. Şimdilik, bu yazıyı Tom Peters ile kapatmak istiyorum. İşinizi yeniden yaratın isimli kitaptan bir bölüm.

"Teknolojik değişiklikler giderek süratleniyor. Global finans piyasaları, yeni fikirlere para yağdırmaya devam ediyor. Bu çağ...Daimi ivme kazanan bir geçicilik çağı. Yeni fikirler, yeni fikirleri kovalayacak. Bu kovalamaca esnasında bugün tahtta oturan dahiler, pervasızca terkedilecek ve görülmemiş bir hızla unutulacaklar. ‘Süreklilik öldü’ Geçicilik ve daha fazla geçicilik geliyor!"

Yorumlar / Comments (0)

Reklamlar aşka geldi!

"Advert Lover" is all about finding the latest and best advertising related content.

Advertlover, web 2.0 tarzında, digg usulü çalışan, bir  reklam ve pazarlama sitesi. Burada, çeşitli reklam ve pazarlama iletişimi çalışmaları tıpkı digg mantığında olduğu gibi oylama yöntemi ile aldıkları puanlara göre üst sıralara çıkabiliyor. Yani blogunuzda yayınladığınız bir pazarlama iletişimi ve reklam çalışmasını buraya eklediğinizde, bu çalışma sevilirse oylarla "love it" üst sıralara tırmanıyor ve blogunuzdaki haber/yazı bir anda popüler olabiliyor!

Şu anda benin blogumda yayınladığım Heinz ketçap reklamı burada oldukça popüler oldu ve en üst sırada duruyor. Bunun yanında bir reklamı daha oraya eklemiştim. Bu gün bu siteden bana gelen ziyaretçi sayısı tam olarak "500" kişi. Oldukça yüksek bir rakam ve bu sayede blogumun ziyaretçi sayısı 500 kişi artmış oldu. Yani 500 kişi daha Marketing Post’u keşfetmiş oldu. Bu yararlı bir uygulama ve blogunuzu tanıtım şansına sahip olabiliyorsunuz. Advertlover’ın kurucusu, aynı zamanda Ads of the world sitesinin de kurucusu olan Bahreyn’li Creative Director, Ivan Raszl. Burada en önemli konu sevdiğiniz reklamları seçme şansı ve o reklamları popüler yapabilmeniz.

Mesela şimdi eklediğim şu reklamı "love it" kısmına tıklayarak popüler yapabilirsiniz. Tabi siz de sevdiyseniz. Böylece uygulamayı deneme şansına da kavuşmuş olursunuz.    

Yorumlar / Comments (0)