Çocuklar ve aşırı şişmanlık sorunu

Birds Eye "Childhood obesity is everyone’s resposibility" – UK

The ANNA Awards -  September’s best newspaper ad 

Çocukluk dönemi obezitenin en çok oluştuğu dönemlerdir. Çocukta yemek kültürünün şekillendiği bu dönem maalesef yağlı ve karbonhidratlı ve bol kalarili yiyeceklerin tüketildiği bir dönemdir. Sonucu ise obezitedir. Obezite yani aşırı şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Fast food etkisinde kalan tüketiciyi uyaran bu reklam, çocukların aşırı şişmanlamasından herkes  sorumludur diyor. Reklamdaki fikre gelince. Normalde duvara boy çizelgesi çizilir ama obeziteli çocukları anlatmak için bu reklamda yanlamasına genişleyen çizgiler çizilmiş. Yani çocuklar uzamıyor ama genişliyor denmek istenmiş. Fikir güzel ve mesaj tam yerine oturuyor. Reklamı yapılan şirket yani Birds Eye ise çok az yağlı, paketlenmiş sebze ürünleri satan bir firma. Reklam bu firmanın az yağlı sebze ürünlerinin mesajını iyi anlatmış ve sosyal bir gerçeği gözler önüne sermiş. Reklam İngiltere’de The ANNAs, eylül ayı en iyi gazete reklamı ödülünü kazanmış. 

Creative Director: Rosie Arnold; Art Director: Steve Wakelam; Copywriter: Dean Wei 

Ajans : Bartle Bogle Hegarty

Yorumlar / Comments (0)

Pazarlama Karnavalı XV (Sobelendik!)

Yorumlar / Comments (0)

Bağcıklar ve Puma.com reklamı

"www.puma.com" Creative Puma ad- " Campaign realized by the Creative Manuel Romero" 
Web sayfalarının tanıtımı için akılda kalıcı reklamlar gerekmektedir. Hele "www"sunu kullanarak bir web adresi vermek risklidir. Çünkü insanların aklında kolay kolay kalmaz web adresleri. O yüzden günümüzde web adreslerinin "www" kısımları genellikle atılır ve geriye kalanlar ile adres kısaltılmaya çalışılır. Oysa Puma için tam tersi yapılmış ama olaya öyle bir yaratıcılık katılmış ki, adres adeta aklınıza mıhlanıp kalıyor. Ayakkabının ve bağcıkların kullanımı hem zekice, hem de ürünün müşterileri olan genç kuşağın internet kullanımına puma olarak cevap verdiklerini gösteriyor. Ayrıca gençlere hitap eden markalarda olması zorunlu olam aksiyon bağcıkların hareketi sayesinde çok güzel yansımış reklama. Web sayfası da bu aksiyonu devam ettiriyor. Reklamın yapım aşamalarına da buradan ulaşabilirsiniz. Ciddi ciddi bir ayakkabı ile çalışılmış ve ortaya çıkan sonuç gerçekten güzel olmuş.

via

Yorumlar / Comments (0)

Bir fincan kahve ile tatile çıkılır mı?

Geçen gün bir kitapta okuduğum bir cümle, ondan bir hafta önce aldığım ve cevapladığım bir okur e-postasının cevabını daha da netleştirdi kafamda. Bir kitapta okuduğunuz cümleler bazen size de benzer şeyler yapar mı? Bir pazarlama kitabında okuduğunuz bir cümle çok çarpıcı veya yıkıcı olabilir mi?

Cümle şuydu "Ben Starbucks’ı bir tatil şirketi olarak görüyorum. Çok yoğun yaşamlarınız var ve buraya gidip tatile çıkıyorsunuz. " Cümlenin sahibi John Grant. Başka şeylerde söylüyor ama bu cümle önemli. Ne sektöründe olursanız olun, insanların kaybettikleri şeyleri, bazen yapay da olsa onlara geri vermeye çalışıyor pazarlama! Bir şeyler katmaya çalışıyor. İşte bu yüzden yıkıcı bu cümle. Bir tatil şirketi size tatil verir. Demek ki bir kahve şirketi de size tatil verebilir. Yılda ortalama 15 gün gerçek tatile çıkıldığı düşünülürse, bu kısa kahve tatilinin ne kadar değerli olduğu ortaya çıkar. Bunu bir tek Starbucks’mı keşfetti, yoksa başkaları da biliyor olabilir mi?

En basitinden, damacana suyu bile içiyor olsanız, o suların tertemiz bir kaynaktan ve pınardan çıktığını, doğal olduğunu, belki uzun süredir yüzünü bile görmediğiniz dağ köylerinden birinin önündeki otantik çeşmeden geldiğini düşünerek içmek istiyorsunuz. Eğer o su markası bunu size sağlayabilirse, işte o zaman o marka sizin için vazgeçilmez olabiliyor. Ne yaparsanız yapın vazgeçemiyor ve ona yöneliyorsunuz. Bu suyun katma değeri oluyor. Su, içilecek su. Ama  hala 1800 yıllık kaynağından geliyorsa, siz onu kullanacaksınız demektir. Tabi önce bunu bilmeniz gerekiyor ( İşte pazarlama bu!)

Starbucks’ın tatil süreci ise çarpıcı. Atmosfer ve deneyim sizi yaşadığınız andan çekip alıyor. Bu bazen, Matrix filminde, gri,siyah,yeşil tonajlı kablo ve demir yığınlarından, açılan küçük bir  kapı sayesinde, bembeyaz ve tertemiz bir bir salona çıkıldığı ana benziyor. Burada Starbucks mükemmel bir yer veya kahvesi çok güzel demiyorum ama verdiği katma değer, onları unutturuyor ve siz John Grant’ın deyimi ile orada tatile çıkıyorsunuz. Bu duyguyu çok sevdiğiniz başka mekanlarda da yaşıyorsunuz. Şehirden, hayattan, işten bir uzaklaşma sağlıyor size 

Bir marka sizi, günlük koşuşturmadan bir saniyeliğine bile uzaklaştırabiliyorsa, başarılı olamaya başlamış bir markadır. Katma değer dediğim budur. Yani bir şeyler eksik ama bilmiyorum dediğiniz şey budur. Küçük bir şeydir bu ama yaşattığı oldukça büyüktür. Aradığınız şey, kesinlikle katma değer. Markanızı kullananlara onun kullanım alanı dışında kattığınız bir şey varsa başarıya doğru yürümeye başlayabilirsiniz. Aslında Starbucks’a sadece kahve içmeye gitmiyoruz . ipod’u kulağımıza takma amacımız sadece müzik dinlemek değil.  Pierre Cardin veya damat giyme amacımız sadece giyinmek değil. Hepsinin bir katma değeri var.

Markanıza şunu sorun. "Senin katma değerin nedir?" insanlara asıl amacın haricinde ne katıyorsun? Markanızın/hizmetinizin/ürününüzün katma değeri yoksa, yakında siz de şirket olarak varlığınızı sürdüremeyeceksiniz demektir. Markayı marka yapan,değerler çok önemlidir. Bunlar bir veya bir çok olabilir. En önemli değerlerden biri "Katma değer" dediğimiz değerdir. Hatta markayı marka yapan değerdir bile diyebiliriz.

Kullandığınız markalardan/ürünlerden/hizmetlerden size katma değer sağlayanlar var mı? İsimleri ve özellikleri nelerdir? "Benim markam bu çünkü..." diyebiliyor musunuz? Evet, çoğu zaman diyorsunuz. Bazen bu cümleyi kullanmasanız da sizi oraya/o ürüne çekenin başka bir şey olduğunu iyi biliyorsunuz. En azından sezgileriniz bunu biliyor.

Yorumlar / Comments (0)

Duracell, yeni araç yakıtınız!

İdea : "Duracell very powerful energy" or "Duracell alternative fuel energy :) " New Delhi-İndia   

Duracell pilleri için Hindistanda yapılan bu çalışma, mesajını hiç bir yazı olmaksızın çok iyi iletiyor. Trafikte bu araçların arkasında seyreden sürücülerin yüzünde oluşan tebessüm, reklamın tüm mesajını bilinç altına iletiyor. "Duracell piller o kadar güçlüdür ki bir arabayı bile çalıştırabilir" veya "Alternatif yakıt" tarzında mesajları tüketiciye ulaştıran bu kampanya, hedefi tam 12’den vuruyor. İlk başta araçların arkasındaki pil görüntüsünün çıkartma olduğunu düşündüysem de, büyük resimleri ayrıntılı incelediğimde bunların çıkartma değil de araçların arka taraflarına yapılmış olan pil yuvalarına yerleştirilmiş maket piller olduğunu fark ettim. Hindistandaki arabaların eski görüntüleri de çalışmalara eklenince ortaya seyirlik bir reklam çalışması çıkıyor. Direkt mesaj iletmenin reklemcılık için geride kaldığını artık alternatif yollara doğru, cesaretle yola çıkmanın zamanı geldiğini gösteren, ironik bir reklam çalışması. Benzer temalı bir çalışma daha önce de Malezya’da yapılmıştı. 

Ajans : Ogilvy & Mather – New Delhi

Günceleme : Kaynağın güvenilirliğinden emin değildim ve reklamcı bir arkadaşın uyarısı ile bu işlerin photoshop olma ihtimali ortaya çıktı. Tamamen internetten yayma amaçlı yine ajans tarafından yapılmış viral çalışmalar da olabilirler. Aslında bu internetten hatta benim daha çok "Blogtan bloga pazarlama" dediğim konu uzun süredir kafamı kurcalıyordu. Yakın zamanda "blogtan bloga pazarlama" konusuna değinmenin ve internet üzerinden yapılan yeni bir reklamcılık türünü mercek altına almanın zamanı geldi galiba. Yakın zamanda bu konu üzerine ayrıntılı bir inceleme yazacağım"

Güncelleme 2 : İşlerin Ogilvy & Mather kaynaklı olduğu ortaya çıktı. Hatta işi yapan ekip şu şekilde : Creatives>> Emmanuel Upputuru (Creative Director) >> Abhinav Pratiman (Copywriter) >> Rishi Chanana (Art Director)  [ Kaynakça : Twenty Four ]

via

Yorumlar / Comments (1)