Tüketim kültürü ve blog turu
Anadolu üniversitesi İşletme fakültesi öğretim üyesi olan sevgili hocamız, Prof.Dr. Yavuz Odabaşı‘nın "Tüketim Kültürü" isimli kitabı geçen ay yeniden yayınlandı. Bu sırada, Zeynep Özata‘nın girişimiyle bir blog turu başladı. Blog turunun amacı, hem Yavuz Hocamızın kitabından daha çok kişinin faydalanmasını sağlamak, hem de tüketim kültürü ile ilgili sorularımıza onun bakış açısından yanıt bulmaktı. Blog turumuz Özgür Alaz ile başladı. Daha sonra, Prof.Dr. İsmail Kaya, Selim Yörük, A.Selim Tuncer ve Onur Yüksel ile sürdü. Yavuz hocaya sorulan sorular ve onun verdiği cevaplar oldukça ilgi çekiciydi. Bugün blog turuna benim sorularımla son veriyoruz. Blog turunu organize eden, düzenleyen sevgili Zeynep Özata’ya ve sorularımızı yanıtlayan sevgili hocamız Yavuz Odabaşı’na teşekkür ediyorum.
1- Türkiyede tüketim kültürü denince, hızla büyüyen bir parekende sektörü akla geliyor. Bu sektördeki küçük esnaf yavaş yavaş eriyor ve yerini büyük oyunculara bırakıyor. Önümüzdeki 5 sene içinde, parekende sektöründeki ve tüketim kültürümüzdeki değişimler ne yönde olacak ve bu alandaki yeni trendler neler olacak?
Cengiz, böyle bir gözlemde bulunduğun için öncelikle seni kutlarım. Söylediğin süreci yaşıyoruz ve giderek de kuvvetlenen biçimde yaşamaya devam edeceğiz. Tüketim kültürünün bir öğesi olarak adlandırılabilecek bu gelişme insanlara sadece daha fazla tükettirmeyi değil, tüketim ve tüketim nesneleriyle kendileri için geçerli olan anlamları, bir deneyim perspektifi içinde sunmaya gayret edeceklerdir. Bu açıdan baktığımız zaman, büyük ve küçük oyuncular kendi görevlerini en iyi şekilde yerine getirmeye gayret edecekler. Küçüklerin en büyük avantajları olarak insan ilişkilerindeki yoğunluk daha çok ön plana çıkacak ve sayıları hızla artan ürün türü ve çeşitleri içerisinde daha butik tarzda çalışmalara, uzmanlıklara yönelmeler gelişecek. Öte yandan büyük mağazalar da tüketiciler için çok güzel olanaklar sunmaya ve bunları da geliştirmeye yönelik çabalarına devam edecekler. Alışveriş merkezleri ve büyük mağazacılık uluslar arası boyutlarda gelişmelerine hızla sürdürecekler.
2- Yabancı kökenli alış veriş merkezleri, bize kendi tüketim kültürlerini getirip bizim tüketim kültürümüze sert etkiler yapıyorlar ve bu büyük alış veriş merkezleri tüketim kültürümüzü tümden değiştiriyor. Bu, yerli şirketler için ne tür sorunlara yol açabilir?
Yerli ve yabancı tüketim kültürü ayrımına ben çok sıcak bakmıyorum. Tüketim kültürünün evrensel anlamları birbirlerine çok benzer, hatta aynı denilebilir. İç ve dış rekabet konusundaki ayrımı artık, çağdaş pazarlama perspektifinde, aklımızdan silmeliyiz. Türkiyede herkes ve özellikle de pazarlamayla ilgili faaliyetlerde bulunan kişi ve kuruluşlar, küresel oyun kurallarına göre oynayan oyuncular olmak zorundalar. Bu, kendimize özgü güzelliklerin kaybedilmesi anlamına gelmez. Bunlarla birlikte rekabete açık, değişimcii yaratıcı iş insanları olabilme yolunda hızla ilerlemeliyiz.
3- Tüketim kültürümüze "müşteri memnuniyeti" adında genç bir unsur girdi. Ticaret ve sanayi odaları gibi binlerce üyesi olan kurumlar, neden üyelerine bu tarzda, müşteri memnuniyeti eğitimleri ve pazarlama bilinci vermiyorlar? Bu konudaki hassasiyet eksikliği kimden kaynaklanıyor?
Aslında bu yönde gayretleri var ama belki senin de söylediğin gibi yeterli düzeye ulaşmamış olabilir. Müşteri menuniyetinde tutukluk olmasının temel nedeni, geleneksel olarak kapalı bir ekonomide yeşeren firmalara ve zihniyete sahip olmamız. Bunların kültürel anlamda ve zihniyet açısından hızla değişmelerini beklemek oldukça gerçek dışı gibi gözüküyor. Ancak, yeni kuşak şirketler ve iyi yönetilen şirketlerde çok güzel atılımlar yapıldığına da şahit olabiliyoruz. Görerek öğrenme, bakarak uyum sağlama ve rekabetin sert rüzgarları önümüzdeki kısa dönemde herkesin bu alanda daha çok çaba göstermesini zorunlu kılabilecektir.
4- Üniversitelerdeki pazarlama bölümleri tüketim kültürü üzerine ne gibi çalışmalar ve araştırmalar içindeler? Bu çalışmaların ve araştırmaların sonuçları sadece tez olarak mı kalıyor yoksa özel sektör ile paylaşılabiliyor mu?
Tüketim kültürü üzerine doğrudan pazarlama bölümünde yapılan uygulamalı araştırmalar maalesef çok fazla değil. Ayrıca tüketim ve kültürü sadece pazarlamanın çalışma alanı içinde de kalmıyor. Sosyoloji, antropoloji, ekonomi ve hata bilişim konularında çalışanlar da bu konularla doğrudan çalışma yapabiliyorlar. Özel sektör ile de paylaşılma söz konusu sevgili Cengiz, şu anda bile tüketim ve tüketim kültürüyle ilgili herkese açık olan, sosyolojik ve sanatsal açılımlar gösteren iki sergi de İstanbul’da ziyaret edilebilir. Bunlardan birisi Osmanlı Bankasında açık bulunan, Meltem Ahıska ile Zafer Yenal’ın hazırladıkları "Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor(Kitap , Sergi)" ve Aslı Deniz Helvacıoğlu’nun Bebek Lucca’daki "Küresel Gençlik-Tüketilen Duygular" isimli sergileri. Bu güzellikleri yaratan değerli kişilere de gerçekten en samimi duygularımızla teşekkür etmeliyiz.